| Erdemir | WorLD |

Örnek bir kaside açıklaması

Posted on: Ekim 20, 2008

Bu şehr-i Sitanbûl ki bî-misl ü behâdır
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır

Bir gevher-i-yekpâre iki bahr arasında
Hurşîd-i cihân-tâb ile tartılsa sezâdır

Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ
Elhak bu ne hâlet bu ne hoş âb u hevâdır

İnsâf değildir anı dünyâya değişmek
Gülzârların cennete teşbîh hatâdır

İstanbul’un evsâfını mümkün mü beyân hiç
Maksûd hemân sadr-ı kerem-kâra senâdır

Ez-cümle Nedîmâ kulun ey Âsaf-ı devrân
Müstağrak-ı lütf u kerem ü cûd u atâdır
NEDİM
Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün

Kelimeler

âb u hevâ: Su ve hava.
a‘lâ: (Daha, en, pek) yüksek.
âlem: Dünya; eğlence.
âsâf: Vezir; Hz. Süleyman’ın veziri.
atâ: Bağış, ihsan.
bahr: Deniz.
bâzâr-ı hüner: Hüner pazarı.
beyan: Anlatma, açık söyleme, bildirme.
bî-mihr ü vefâ: Sevgisiz ve vefasız.
bî-misl ü behâ: Eşi benzeri olmayan.
cihân-tâb: Dünyayı aydınlatan.
cûd: Cömertlik.
çemenistân: Çimenlik.
dergâh: Tekke, saray, konak.
devşirme: Derlemek, toplamak, bir araya getirmek.
dil: Gönül, yürek, kalp.
dü-tâ: İkiye bükülmüş.
el-hak: Doğrusu.
erbâb-ı recâ: İhtiyaç sahipleri.
etvâr: Tavır, davranış.
ez-cümle: Sözün kısası; hepsinin içinden özellikle.
evsaf: Sıfatlar; kaliteler.
felek: Gök yüzü.
gevher: Mücevher.
gülzâr: Gül bahçesi.
hâlet: Hâl, durum.
hemân: hemen, derhal, o anda, çarçabuk.
hevâ: Hava; heves, istek, arzu, sevgi, hoşlanma.
hurşîd: Güneş.
ihsan: İyilik etme, bağış, bağışlama, verilen bağışlanan şey.
ikbâl: Baht, talih; yükselme.
iyd: Bayram.
kad: Boy.
kâlâ: Kumaş.
keremkâr: Cömertlik ve iyilik sahibi.
kıble: Namaza başlarken yönelinen taraf, Mekke tarafı; darlıkta başvurulan kapı.
letâfet: Güzellik.
maksud: Kastolunan, istenilen şey, istek.
melce: Sığınak.
mülk: Ülke.
müstağrak: Gark olmuş, boğulmuş.
nev-resm: Yeni âdet, yeni usul.
pesendîde: Beğenilen, hoşa giden.
pîr: İhtiyar.
refi‘: Yüksek, yüce.
rûz: Gündüz.
sadr: Sadrazamlık makamı.
sadr-ı keremkâr: Cömert, kerem sahibi, iyilik sahibi sadrazam.
senâ: Övme, övüş.
seng: Taş.
sezâ: Uygun, lâyık.
sûk: Çarşı.
şeb ü rûz: Gece ve gündüz.
teşbîh: Benzetme.
ulemâ: Âlimler, bilginler.
yekpâre: Tek parçadan ibaret, bütün.
zâhir olma: Görünme, ortaya çıkma.

Metin Üzerinde Araştırmalar

1- Nedim İstanbul’un Marmara ve Karadeniz arasında bulunmasından, bahçelerinin insan ruhunu açacak kadar güzel olmasından, güzellik bakımından cenneti andırmasından, havasının ve suyunun son derece iyi olmasından söz ediyor. Bunlar bir mekânın güzelliğinde en fazla aranan özelliklerdir.

2-Şiirin birinci beytinde İstanbul’un güzelliği anlatılırken İran ‘ın İstanbul’un bir taşından daha değersiz olduğu söylenmekle abartma sanatı yapılmıştır.
İstanbul’un havasının ve suyunun güzelliğini tasvir edilirken cennetin İstanbul’un altında mı üstünde mi olduğu s

About these ads

Takvim

Ekim 2008
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
     
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Blog Stats

  • 10,308 hits
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: